Edebiyatımızdaki Kar Şiirleri

Havalar iyice soğudu. Haberlerin en önemli gündemlerinden biri şu ara kar yağışı. Yolda kalanlar, karda kayanlar, alt üst olan trafik vs.
Bu yazı önce aklıma Sezai Karakoç'un Kar Şiiri adlı şiiriyle düştü. Ve aklı selimle bir yorum getiremediğim şu mısra: "Allah kar gibi gökten yağınca"
Üzerinde düşündüm ve kendimce birkaç yorum yaptım ama itikadi açıdan hassas bir konu olduğu için yorumlarımı kendime saklama kararındayım. İnternette de araştırdım ve fakat dişe dokunur bir yorum bulamadım.
Sonra da emektar kitap dELiSi bloguma mini bir kar şiirleri seçkisi hazırlama kararına vardım. Gözden kaçan, benim bilmediğim, görmediğim birçok usta işi şiirin olduğunu baştan söyleyerek ve de sıralamanın bir derecelendirme olmadığını hassaten yazarak seçkiye başlıyorum. (Bazı şiirlerin videosuna da yer verdim. Şen olasın youtube aga ve diğerleri!)

Viran ve Bahar Bitti

Viran ve Bahar edebiyat dergimiz yayın hayatına son verdi. Beş yıla yaklaşan yayın serüveni boyunca içten samimi bir ses olmaya çalıştı. Kendince bir yol tuttu. Güzelliklere vesile oldu ve artık yolun sonuna vardı. Gelecek ne getirir bilinmez ama Viran ve Bahar beş yüzü aşkın yazı ve şiirden sonra okurlarına veda ediyor.
Geçen yıl yine bu blogtan duyurduğum Yağmur edebiyat dergisinin  hikâye yarışmasının dördüncüsü düzenleniyor.   Yağmur'un sitesindeki bilgileri buraya alıyorum. Katılacakların bilgisine:

İçimde Turna Sesleri

mevsim soğuk
geleni olmayan bir gidişte sayrılığım
tek çiçeksiz çok bahar ördüm
kuşlar zamansız göçe tutkun
gözlerimi her gece beklerken gördüm
palet yorgunu ayrılığım

Dört yılı aşkın bir süredir hazırlamaya çalıştığımız Viran ve Bahar Edebiyat dergimiz 8. sayısını çıkardı. Sayıda 20 kadar şiir, öykü ve deneme yer alıyor. Güzel bir iş oldu. Okumak için www.viranvebahar.com adresine gidebilirsiniz. Bu adresten bütün yazıları okuyabilirsiniz.
Ayrıca bu sayıdaki yazılardan oluşan PDF dergimizi de hep diyorum dergi tadında bu bağlantıdan indirebilirsiniz.

Oksuz Kirpi - Hüdayi Can

Hüdayi Can’ın Müstear Yaşamak ve Firuze: Cama Vuran Kelebek’ten sonra üçüncü romanı (Çevirdiği romanları ayrı tutuyorum.) Oksuz Kirpi’yi okudum. Minik bir roman. Sütun Yayınları’nın yaptığı güzel işlerden biri daha Oksuz Kirpi.
Yazarın Yağmur Dergisi’nde çıkan Tatarlı Günlüğü yazılarını zevkle okuyorum. Oksuz Kirpi de yine ekseriyetle günlüklerden oluşuyor. Müstear Yaşamak da mektuplarla kurgulanmıştı. Yani olayı bölünmüş metinlerle aktarmak gibi bir tarzı var Hüdayi Can’ın.

Sonra Gitmeleri Özlüyorum

Sonra gitmeleri özlüyorum. Gitmeleri arzuluyorum.
İçimde hain, münkabız, baskın bir ses hortluyor: Hiç gitmedin ki sen. Tatmadığın şeyi nasıl özlüyorsun? Bir taş kadar basit ve sessizdin. Neyi özleyebilirsin ki sen?
Susturmak istiyorum. Sus, diyorum.
Susmuyor.
Bir taş kadar sabit olmak fikri zedeliyor beni. Yaralıyor.
Galiba haklı, diyorum. Susuyorum.
Sabitleşiyorum, sessizleşiyorum.
Niye isyan etmiyorum bu sese?
Hayır ben hep dururken gittim. Sabitken hareketli olmanın, gitmenin hayaliyle yaşıyordum diyemiyorum. Kocaman bir taş fırlatamıyorum o hırıltıya.
Susturamıyorum onu, susuyorum.
Bir taş gibi öyle kalıyorum

Yol Hali - Nazan Bekiroglu

Takipçisi olduğum yazarlar listesinin üst sıralarından birinde Nazan Bekiroğlu adı vardır. Kitaplığımda yan yana duruyor Nun Masalları, Yusuf ile Züleyha, İsimle Ateş Arasında, Cümle Kapısı, Cam Irmağı Taş Gemi. Son romanı La:Sonsuzluk Hecesi'ni "Hocam üç güne getiririm." diyen hayırsız bir öğrencim (h)iç etti. "Yenisini alayım." dedi lakin "Senden okuduğum kitabı istiyorum, bulamazsan konuşma!" diye tersledim. Ben okuduğum, içinde notlarım, parmak izlerim olan kitabı saklamayı seviyorum. Yenisi bana eskisi kadar değerli gelmiyor.
Neyse iki ay kadar oluyor yeni kitabın haberini aldım. Ancak kitabın içinde 2010 yazıyor. Üzülmedim desem yalan olur. Nazan Hoca'nın Cümle Kapısı denemeleri hala zihnimde. O hissiyatla aldım Yol Hali'ni.
Denemelerden oluşan kitapta altı bölüm var.

Yaşasın Özgürlük

Kaç ay geçti tam bilemiyorum. Blogger kapanınca biz de dükkanı kapatmak zorunda kaldık. (Bilgisayarın DNSlerini değiştir, yok şöyle takla at, böyle amuda kalk da bloga ulaş işlerine ayrıca bozulduk zaten!)

Niçin böyle bir ülkemiz var? Bizim Avrupa'daki, Amerika'daki insanlardan ne eksiğimiz var da böyle yamalı bohça gibi bir hukuk düzeniyle yönetiliyoruz?
27 Aralık büyük şair Akif'in ölüm yıldönümü idi. Başbakan, Akif'i anma törenlerinden birine katıldı ve açıkladı: 2011 Mehmet Akif Ersoy yılı olacak.
Güzel bir gelişme bu. Öncesinde ne gibi hazırlıklar yapıldı doğrusu meçhul ama bu yıl Akif'in tanınması, fikirlerinin anlatılması yönünden diğer yıllara nazaran daha dolu geçecek. Şairin, "Asım" deyip bin bir methiye dizdiği, hayaliyle yaşadığı gençler onunla ilgili yeni şeyler öğrenecek, kalbi gönlü yetenler birkaç şiirini ezberleyecek. Tanımayanlar tanıyacak, tanıyanlar daha iyi tanıyacak. Hasılı iyi şeyler olacak.

Abonelik:

En Çok Okunan Yazılar

Çektiklerim Flickr'da

İzleyiciler

Arama Kutusu

Kitap dELiSi - kültür, sanat, kitap, edebiyat üzerine yorumlar YGS-LYS Cafe... Blogger düzenleme by - Enes İLHAN.